- Sınırlar Arasında:
İsveç'in Nobeli

- Sınırlar Arasında:
Oslo - Dünyada Barış Havarileri

- Sınırlar Arasında:
Helsinki'den Kıbrıs'a

- Sınırlar Arasında:
Strazburg'da Türk Olmak

- Sınırlar Arasında: Almanya

- Kan Uykusu

- Nükleer Enerji
- Önce Vatan ve Namus
- AB, Kıbrıs ve Avrasya Birliği
- Küresel Sömürgecilik
- Kıbrıs, Türkçe Eğitim ve Misyonerlik
- AB ve Kıbrıs

- Attila İlhan 21 Şub. 2004
- Attila İlhan 13 Mar. 2004
- Attila İlhan 20 Mar. 2004
- Attila İlhan 3 Nis. 2004
- Attila İlhan 10 Nis. 2004
- Attila İlhan 17 Nis. 2004
- Attila İlhan 24 Nis. 2004
- Attila İlhan 1 May. 2004
- Attila İlhan 8 May. 2004
- Attila İlhan 15 May. 2004
- Attila İlhan 22 May. 2004
- Attila İlhan 29 May. 2004
- Attila İlhan 12 Haz. 2004
- Attila İlhan 19 Haz. 2004




Site sayacı:
eXTReMe Tracker


  • Banu Avar'la Sınırlar Arasında: Strazburg'da Türk Olmak, TRT 1, 30 Ekim 2006

    Banu Avar
    İndirmek İçin Tıklayın

    Teknik yardım ve iletişim
    Program: Sınırlar Arasında
    Hazırlayan ve Sunan: Banu Avar

    Görüntü Ayrıntıları: 41:08 dakika, 29.9 MB

    Kısa örnek görüntü: SinirlarArasinda061030_kisa.zip
    05:30 dakika, 3.83 MB

        8 Kasım'da Avrupa Birliği komiserleri Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde geldiği noktayı değerlendirecekler. Son bir yılın muhasebesi yapılacak. Kıbrıs'ta limanlar açılmalı diye başlanacak, Türkiye'de ifade özgürlüğü yok, reformlar yavaş, Heybeliada Ruhban Okulu açılmalı, din özgürlüğü olmalı sözleri yine havada uçuşacak.
        Sizi Strazburg'a götürüyorum. Avrupa'nın ikinci başkentine, Avrupa Birliği'nin temellerinin atıldığı kente, Avrupa'da insan haklarını savunma merkezine.
        Acaba orada din, ifade, basın özgürlüğü gerçekten var mı? Acaba azınlık haklarına saygılılar mı? İşçilerimiz orada insani şartlarda çalışıyorlar mı?
        Gelin kısa bir yolculuğa çıkalım...


    (Hazırladığım kısa görüntünün yazılı hali)

        ...peki Türkiye'de Strazburg denilince akla ne gelir? Ne tarihi ne güzellikleri. Akla Avrupa Parlementosu raporları, dayatmalar, soykırım suçlamaları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden Türkiye aleyhine çıkan kararlar gelir. Avrupa'nın seçkin siyasileri yıllardır ekranlarımızı süslerler. Bugünlerde Türk Ceza Yasası'nın maddeleriyle gündemdeler.
        301. Madde en çok konuşulan madde. Avrupalı siyasiler, Türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılamayı cezalandıran maddenin kalkmasını istiyorlar.
        Kalkmasını istedikleri tek madde 301 değil. 318. Madde'de kalkmalı diyorlar. Yani Türkiye'de halkı askerlikten soğutmak ceza almamalı, bu ifade özgürlüğüne aykırı diyorlar.
        216. Madde de ateş hattında. Avrupa'nın siyasileri, halkı kin ve düşmanlığa tahrik edenler de düşüncelerini serbestçe açıklayabilmeli diyorlar.
        Madem Fransa'dayız, Fransa'dan bir örnek verelim. Fransız Bayrağı ve Ulusal Marşı'na ya da Cumhurbaşkanı'na hakaret eden ağır para ve hapis cezasına çarptırılır. Gözaltına alınanlar avukatlarıyla 72 saat sonra görüşebilir, Fransız hapishanelerinde henüz mahkemeye çıkarılmamış ve bölücülük suçlamasıyla yatan çok sayıda sanık vardır.
        İfade özgürlüğü isteyen çığlıkları soykırım suçlamaları takip eder. Türkiye'ye yönelik mesnetsiz (dayanaksız-kanıtsız) soykırım iddialarına her gün yenileri eklenmektedir. Ermeniler'in soykırım iddiaları ardından, şimdi de Pontus ve Süryani iddiaları yoldadır.
        O zaman kısaca hatırlatalım:
        Olmayan soykırımlar üretmekte yaratıcı olan Batı, Kıbrıs'ta yıllar süren Türk soykırımından acaba neden hiç söz etmez?
        Batı Trakya Türkleri'ne 80 yıl boyunca uygulanan etnik ve kültürel soykırımı neden hiç görmez?
        Azerbaycan'daki Soykırım Anıtı acaba neden hiç ziyaret edilmez?
        Felluce'de daha dün binlerce sivil, kadın çoluk çocuk sokaklarda ölürken, soykırım sözü neden Batı'nın siyasilerinin aklına düşmez?
        Fransa İkinci Dünya Savaşı sonrası bir buçuk milyon Cezayirli'nin öldürüldüğünü bilmiyor mu? Acaba Cezayirliler'den özür dilemeyi ve tazminat ödemeyi düşünüyor mu?
        Bunlar Batı'nın saygın örgütlerinde hiç dile gelmez. Gelse de raporların sayfalarında kalır, bir tehdit olarak kullanılmaz.

        ....

        Strazburg Avrupa'da insan haklarının kalesiydi. Ama bakın Strazburg'da Nurcan'ın (Nurcan Doyduk) babasının başına neler geldi?
    BA: "Burada, yani Strazburg'da, hani Avrupa'nın göbeği ve İnsan Hakları Mahkemesi'nin de olduğu şehir. İnsan Hakları'nı ne durumda görüyorsun?"
    ND: "Bence insanına göre insan hakları savunuluyor. Örneğin babam bir Türk işçisi, önemsiz birisi. Yani Fransız hukuğuna göre, varsın olsun bir Türk işçi ölmüş pek önemsemiyorlar. Ama bizim için çok önemli, çünkü babam bizi okuttu, hepimizi güzel bir duruma kadar, elinden geleni yaptı ve bizim için öldü. O fabrikalarda bizim için çalıştı. Ve biz onun çektiği acıları kesinlikle unutamayız. Ama en azından onun acı çektiğini de, ondan sonraki gelen işçilerin de aynı sorunları yaşamaması için biz mahkemeye başvurduk."
        İlk gelenlerden biriydi. Aslında bir ilkokul öğretmeniydi. Eşinin kızkardeşleri, kendi ailesi ve çoluk çocuk derken öğretmen maaşıyla geçinemeyeceğini anlamış, göçmen işçi olarak Strazburg'a gelmişti.

        ...

        Sadece Ali Doyduk değil, yıllar içinde bir çok işçi hayatını kaybedecekti. Yıllarca fırınlardan yayılan asbest tozunu yuttular.
        Ahmet Bey, Nurcan'ın babasının yakın arkadaşıydı. Aynı zamanlarda gelmişlerdi, farklı işyerlerine girmişlerdi.
    "Bizim fabrikada mesala imzaladığımız kontratlarda, ben farkında değilim, çünkü o zaman bir lisan sorunu falan var, önümüze bir sürü maddelerin yazılı olduğu bir kontrat uzatıyorlar ve imzalıyorsunuz onu. Onun içinde üretimde kullanılan bazı maddelerin kansorejen olduğunu, bilerek bu işi kabul ettiğimize dair bir madde varmış ve biz onu imzalamışız..."
    BA: "73 yılında"
    "73 yılında..."
    BA: "Şu anda öyle bir madde...?"
    "Şu anda, eşi aynı kontratı imzalamış 10 sene önce. Hala uygulanan bir kontrat bu. Demek ki üretimde kullanılan 30 sene önceki o madde değiştirilmemiş ve hala insan sağlığına zararlı olduğu bilinerek kullanılıyor."
        Burası Avrupa. İnsan Haklarının merkezi.





  • Banu Avar:
    Sınırlar Arasında

    Hüznün Toprağı Balkanlar'dan Geleceğin Gücü Avrasya'ya