- Sınırlar Arasında:
İsveç'in Nobeli

- Sınırlar Arasında:
Oslo - Dünyada Barış Havarileri

- Sınırlar Arasında:
Helsinki'den Kıbrıs'a

- Sınırlar Arasında:
Strazburg'da Türk Olmak

- Sınırlar Arasında: Almanya

- Kan Uykusu

- Nükleer Enerji
- Önce Vatan ve Namus
- AB, Kıbrıs ve Avrasya Birliği
- Küresel Sömürgecilik
- Kıbrıs, Türkçe Eğitim ve Misyonerlik
- AB ve Kıbrıs

- Attila İlhan 21 Şub. 2004
- Attila İlhan 13 Mar. 2004
- Attila İlhan 20 Mar. 2004
- Attila İlhan 3 Nis. 2004
- Attila İlhan 10 Nis. 2004
- Attila İlhan 17 Nis. 2004
- Attila İlhan 24 Nis. 2004
- Attila İlhan 1 May. 2004
- Attila İlhan 8 May. 2004
- Attila İlhan 15 May. 2004
- Attila İlhan 22 May. 2004
- Attila İlhan 29 May. 2004
- Attila İlhan 12 Haz. 2004
- Attila İlhan 19 Haz. 2004




Site sayacı:
eXTReMe Tracker


  • Banu Avar'la Sınırlar Arasında, TRT INT, 10 Ekim 2006

    Banu Avar
    İndirmek İçin Tıklayın

    Teknik yardım ve iletişim
    Program: Sınırlar Arasında
    Hazırlayan ve Sunan: Banu Avar

    Görüntü Ayrıntıları: 39:37 dakika, 28.8 MB
    Kısa örnek görüntü:
    SinirlarArasinda061010_kisa.zip 04:51 dakika, 3.38 MB
        Almanya şu ünlü deyimle AB yolundaki Türkiye'ye en sert eleştirileri yapan ülkelerin başında. Avrupa'da en fazla Türk nüfus barındıran ülke de Almanya.
        Son zamanlarda Alman politik arenasında Türk isimlerine sıkça rastlıyoruz. Bu genç Türk politikacıların da Türkiye'ye karşı Almanları aratmayacak sertlikte tavırlarına tanık oluyoruz. Bu genç politikacılar kariyerlerinde hızla yükselirken demeçlerinde Ermeniler'in soykırım iddialarına, Batı'nın Kürtçü söylemlerine sıkça yer veriyorlar. Türkiye'de dil ve din özgürlüğü yok diyorlar, kısacası büyükleri ne söylerse tekrarlıyorlar.
        Berlin'de onlardan bazılarıyla ve bağlı oldukları partilerdeki Alman politikacılarla konuştuk. Uluslarası Af Örgütü'nün Almanya'da İnsan Hakları İhlalleri Raporu'na bir göz attık. Kırk yıldır can güvenliği sağlanamayan, ana dilde eğitim yapamayan, çifte vatandaşlık alamayan ve ifade özgürlüğü yasaklanan Almanya'daki azınlıklarla görüştük.
        Sizi Almanya'ya götürüyorum. Gelin biraz da biz onların ne kadar "kriterlere" uyduğunu inceleyelim.

    (Kısa örnek görüntünün tam metni)

    ...
    CR (Claudia Roth): "...Avrupa Birliği yolunda öncelikle Kürt Sorunu çözülmeli"
    BA: "Siz bu konuyu çok sık gündeme taşıyan politikacılardan birisiniz. Neden bu konu sizin için çok önemli?"
    CR: "Çünkü insanlar ana dillerini konuşmalı. Bakın, ben Almanya'da Türk çocuklarının ana dillerini konuşabilmesi için de mücadele veriyorum."
        Ama 40 yıl sonra gelinen noktada bu mücadelenin pek de başarılı olduğu söylenemezdi. Almanya'da Türkçe eğitim veren okul nerdeyse yoktu. Oysa "malum" kriterlere göre, iki milyon nüfusa sahip bir halkın çocukları ana dillerinde eğitim görebilmeliydi. Sivri dille eleştirilen Türkiye'nin her yanında, Alman, Fransız, İngiliz, Amerikan okullarından geçilmiyordu. Hatta Türk okullarında bile yabancı dilde eğitim yapılıyordu. Almanya acaba Kopenhag Kriterleri'ne uyuyor muydu?

        Almanya'da kültür, dil ve din baskısı yaşayan çocuklar küçük yaşta zedeleniyorlar. Bu, çocuk haklarına da aykırı.
        Burası iki dilde eğitim veren Aziz Nesin Avrupa Deneme İlkokulu.
    BA: "Böyle okullar çok mu?"
    Türk Öğretmen: "Maalesef çok değil, maalesef. Ben bir tane biliyorum. Almanya ve Avrupa'da bu örnekte tabi ki sınıf olarak var, iki dilli sınıflar var. Ama tam olarak okul olarak sadece biz bir taneyiz"
        Buradaki stajyer öğretmen bana çocukluğunun travmalarını anlatıyordu:
    SÖ: "Sırf Alman okuldu yani, Türkçe eğitim hiç görmedim. Orada bize yasaklıyorlardı, işte, Türkçe konuşamazsınız, burası Türkiye değil, burada Almanca konuşmanız gerekiyor, önce Almanca önce Almanca, her zaman yasaklıyorlardı."



        - Öğrencilerinin yüzde 90'ı yabancı olan bir Alman okulu, okul sınırları içindeki her yerde, avluda ve sınıflarda Almanca dışındaki dilleri yasakladı.

        - Almanya Cumhurbaşkanı Köhler, Almanya'daki göçmen ailelerin "evlerinde de" Almanca konuşmaları gerektiğini söyledi.


    Willy Zylajew (Hristiyan Demokrat Parti): "Sınıf da, avlu da okul alanı içindedir, kesinlikle Türkçe konuşulmamalıdır. Türk çocuklarının Almanca konuşmaması onlara büyük zarar verir."

        Haziran ayında Berlin'de Herbert Hoover adlı okul, avluda ve sınıflarda Almanca'dan başka dil konuşulmasını yasaklayınca Alman Ulusal Vakfı tarafından ödüle layık görüldü. 75 bin Euro'luk ödül, okul müdürüne bir kilise töreninde takdim edildi.

    BA: "Niçin işte... tenefüste bile Türkçe konuşmak yasak? Hani Kürtçe konuşturun Türkiye'de diye kıyamet koparken, niye biz Türkçe konuşamıyoruz burada?"
    WZ: "Kürtçe'den mi söz ediyorsunuz. Bence Kürtler Türktür, tıpkı Bavyeralılar'ın Alman olması gibi. Ama Bavyeralılar kendi dillerini konuşabiliyorlar."
        Orası Almanya'ydı, demokrat, özgür ve insan haklarına saygılıydı.
        Ama Almanya'da yaşayan iki milyon Türk'ün ana dilini öğreten Türkçe öğretmenlerinin sözleşmelerini yavaş yavaş fes ediyordu.

        ...

        ...ve tarihin en bilinen soykırımıyla Yahudi ve diğer azınlıkların katliyle tarihe geçti. Belki de bu nedenle, kendi tarihinden yola çıkarak Türkiye Tarihi'nde "olmayanı" arıyor. Kendi kendine bakışını Türkiye'ye de yakıştırıyor.
        Batı'nın tarihi soykırımlarla örülü, Türklerin tarihinde benzer bir soykırım yok. Ama bu yaratılmayacak demek değil. Batılı politikacılar her yeni güne bir başka soykırım iddiasıyla başlıyorlar. Bu iddialar geleceğe yatırım demek, tazminatlar almak, toprak talep etmek demek. Son zamanlarda iş gülünç boyutlarda. Selanik'te karşılaştığımız Yunanlı tarihçi George Nakratzas, Pontus soykırımı denince gülmüştü:
        Ah... bizim küçük faşistlerimiz demişti. Asıl soykırımı yapan Türkler değil, biziz.
    GN: "Türklerin ne yaptığını söylüyorlar, bizim onlara ne yaptığımızı değil. Tek kelime bile etmiyorlar. Aydın'da Yunan ordusunun katliamı, 4400 müslüman, ateşe verdiler köyleri. Çocuklarına başkalarının ne yaptığını söylüyorlar, kendilerinin ne yaptığını değil."







  • Banu Avar:
    Sınırlar Arasında

    Hüznün Toprağı Balkanlar'dan Geleceğin Gücü Avrasya'ya